Psikolojik Danışma Alma Kararı Neden Bu Kadar Zor?

Hayatımızın bir döneminde, içimizden bir sesin “Galiba bir destek almalıyım” dediğini duyarız. Ancak bu ses çoğunlukla yalnız kalmaz; hemen ardından başka sesler de zihnimizde yankılanmaya başlar: “Gerçekten gerek var mı?”, “Ya çevremdekiler duyarsa ne der?”, “Kendi başıma halledemez miyim?”

Eğer siz de bugünlerde psikolojik danışmaya başlama fikriyle bir dargın bir barışık yaşıyorsanız, arkaya yaslanın ve derin bir nefes alın. Şu an tam olarak bir kararsızlık döngüsünün içindesiniz ve bilmeniz gereken ilk şey şu: Yalnız değilsiniz! Destek almaya karar verip son anda vazgeçmek, hatta o telefon numarasını defalarca ekrana yazıp aramadan kapatmak, psikolojik destek sürecinin en sık yaşanan, en insani ve aslında en doğal aşamalarından biridir.

Zihnimizdeki Engeller: Toplum, Yetersizlik Hissi ve “Hızlı Çözüm” Arzusu


Danışma odasının kapısına varmak bazen aylar, hatta yıllar alabilir. Bunun önündeki en büyük engellerden biri, ne yazık ki içinde büyüdüğümüz toplumun ve yakın çevremizin olası yargılamalarıdır. Kültürel ön yargılar, psikolojik desteğe ihtiyaç duymayı bir “zayıflık” gibi kodlayabiliyor. Oysa literatür, bu durumun tam tersini söylüyor.

Kişinin kendi içsel dünyasıyla yüzleşmekten çekinmesi ve kaygı verici anılarıyla karşılaşma korkusu psikolojik danışmaya karşı dirençtir. Bireyin kabullenilmesi güç konuları, zor anılarıyla alakalı yoğun kaygıyla yüzleşmemek için, bazen son dakikada randevuyu iptal edip, bir psikiyatriste giderek sadece ilaçla şikayetleri hızlıca bastırma yolunu seçebiliriz. İlaç tedavisi elbette belirli durumlarda hayati bir öneme sahiptir; ancak kökte yatan duygusal çatışmaları, ilişki örüntülerini ve anlam arayışını bir kenara bırakıp sadece “hızlı bir onarım” beklemek, sorunları sadece ileri bir tarihe ertelemek anlamına gelebilir.

Yardım Arama Davranışı Bir Zayıflık Mıdır?

Gelin, zihninizdeki o “Yetersizim, kendim çözemedim” diyen sese bilimsel bir gözle bakalım. Yapılan birçok güncel meta-analiz çalışması ve psikolojik araştırmalar, profesyonel yardım arama davranışının ardındaki en büyük motivasyonun “öz-farkındalık” ve “değişime olan inanç” olduğunu gösteriyor.

Araştırmalara göre, psikolojik danışmaya kendi isteğiyle, gönüllü ve motivasyonu yüksek bir şekilde başlayan danışanların iyileşme ve danışmanlıkden verim alma oranları, sürece zoraki dahil olanlara kıyasla anlamlı derecede daha yüksektir.

Yani, şu an bu yazıyı okuyor ve hayatınızda bir şeyleri değiştirmek için profesyonel bir desteği ihtimaller arasına alıyorsanız; bu sizin güçsüzlüğünüzü değil, tam aksine hayatınızın direksiyonunu eline alma isteğinizi, yani içsel gücünüzü gösterir.

İlk Adımı Atmak: Kendinize Bir Şans Verin

Psikolojik danışma süreci sihirli bir değnek etkisinde değildir; size hazır reçeteler sunmaz. Aksine, bir uzman eşliğinde kendi içinize doğru çıkacağınız, bazen zorlayıcı ama günün sonunda kendinizi samimi halinizle keşfedeceğiniz güvenli bir yolculuktur. Yaşadığınız kararsızlıklar, kaygılar ve ertelemeler bu yolculuğun doğasında var.

Eğer siz de zihninizdeki o değişken ihtimalleri somut bir adıma dönüştürmek, kendinizle karşılaşma cesaretini göstermek ve hayatınızın dönüm noktalarından birini başlatmak isterseniz, kapımız size her zaman açık. Kendinizi ertelemeyi bıraktığınız o gün, hayatınızın en güzel yolculuğu başlayabilir.

Seni sen yapan her şeye yer var!

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp