Ergenlikte Sınırlar: Destek mi, Sorumluluklarını Çalmak mı?

Ebeveynlik yolculuğunun belki de en inişli çıkışlı, en çok sabır ve denge gerektiren virajı ergenlik dönemidir. Çocuğunuz büyürken, bir yandan onun kendisini, hayatını ve geleceğini inşasına destek olmak istersiniz; diğer yandan ise işgal etmemelisinizdir. Aynı zamanda değişken duyguları ve çatışmaları yönetmeye çalışırsınız. Bazen “Acaba nerede yanlış yapıyorum?” diye sormanız, kendinizi çaresiz veya öfkeli hissetmeniz çok normal. Ergenler ve ebeveynleriyle çalışan bir uzman olarak ebeveynlerden en sık duyduğum çıkmaz tam olarak bu dengesizlikle ilgili.

İyi Niyetli Bir Yanılsama: Sınırsız Vericilik

Ülkemizde ebeveynlik pratiklerinde çok yaygın olan ve gence zarar veren bir durum var: ergen çocuğumuzu korumak, onun işini kolaylaştırmak adına iyi niyetle yapılan “sınırsız vericilik”, bir süre sonra onun sorumluluklarına el koymaya dönüşebiliyor. Ergenin kendisini olgunlaştıracak görevleri, küçük zorlanmaları ebeveyn onun adına üstlendiğinde, bu durum ergeni zararlı bir “konfor fantezisine” sürüklüyor. Bu fantezi, gencin hayata atıldığında hep birilerinden yardım geleceğini, ne yaparsa yapsın işlerin bir şekilde yoluna gireceğini sanmasına yol açar.

Bireyleşme-ayrışma süreci sakatlanır. Araştırmalar, aşırı koruyucu veya sınırları belirsiz ailelerde büyüyen gençlerin yetişkinliğe geçtiklerinde öz-yeterlilik algılarının daha düşük olduğunu ve dış dünyadaki zorluklar karşısında daha kırılgan hale geldiklerini, kendilerine güvenemediklerini göstermektedir.

Gelişimsel olarak ergenlik, narin bir benliğin filizlendiği, biyolojik ve psikolojik dönüşümlerin aynı anda yaşandığı bir dönemdir. Bu zayıf ve yeni inşa edilen benliğe karşı doğrudan mağlup edici, rencide edici veya ağır yükler yüklemek ne kadar yanlışsa; tam tersi şekilde onu her şeyden izole etmek, cam fanusta büyütmek de o kadar yanlıştır.

Sınır Çizmek: Bir Kendini Koruma ve Rol Model Olma Sanatı


Peki, ebeveyn bu dengeyi nasıl kurabilir? Ergen çocuğunuzun sınır aşımlarına ve saygısızca yaklaşımlarına karşı kendi vericiliğinizi düzenlemeniz gerekir. Ona sınır çizmek; onun canını acıtmak, onu cezalandırmak ya da rencide etmek demek değildir. Aksine sınır, “Biri çizgiyi aştığında kendisini nasıl korur ve bunu uygun bir dille nasıl ifade eder?” sorusunun canlı bir provasıdır.

Ergen, etrafındaki rol model yetişkinlerden neyi, nasıl isteyeceğini, isteklerini elde ederken kullanacağı üslubu ve yol yordamı ebeveyninde görmelidir. Eğer ev içindeki ilişkiler, dış dünyanın gerçekliğinden çok uzak, aşırı esnek veya tamamen kuralsız olursa; genç yetişkinleştiğinde toplumsal hayata, iş yaşamına ve ikili ilişkilere çok yabancılık çeker.

Minnettarlık Beklentisi ve İçsel Dünyanız


Son olarak, ebeveyn olarak kendinize sormanız gereken dürüst bir soru var: “Çocuğuma destek olurken, içten içe yoğun bir minnettarlık ve takdir beklentisi içinde miyim?” Unutmayın, ergenin ihtiyaçlarını karşılamak ebeveynin sorumluluğundadır. Eğer bu sorumluluğun karşılığında çocuktan sürekli bir borçluluk hissi bekleniyorsa, bu durum çocukla değil, kendi kişisel geçmişiniz ve karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarınızla alakalı olabilir.

Ergenlik dönemindeki bir gence eşlik etmek; büyük bir sabır, esneklik ve hepsinden önemlisi tutarlı sınırlar gerektirir. Çocuğunuzun kendi hayatının sorumluluğunu özgürce alabilen, bağımsız bir yetişkin olmasını istiyorsanız; ona alan açmalı, zorlanmasına izin vermeli ama ihtiyaç duyduğunda güvenli bir liman olarak orada olmalısınız. Bu dengeli yolu yürürken zorlandığınızı hissettiğiniz birçok an olacaktır, destek almaktan çekinmeyin.

Yazar: Uzm. Psik. Dan. Süleyman Kıllı

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp