Çoğu insan, ilişkilerin büyük fırtınalar, şiddetli kavgalar ya da ani ihanetler yüzünden bittiğini düşünür. Oysa ayrılığın veya boşanmanın eşiğindeki çiftleri dinlediğimde gerçeğin çok daha farklı olduğunu görüyorum. Birini artık sevmediğimiz için nadiren ayrılırız. Daha çok, onlarla artık bağlantı kuramadığımızı, aynı evin içinde kendimizi görünmez hissettiğimizi fark ettiğimiz için yollarımızı ayırırız.
Eğer siz de son zamanlarda ilişkinizde o eski sıcaklığı bulamıyorsanız veya biten ilişkinizdeki kırgınlıklar hala kalbinizdeyse, partnerinizin yanındayken ya da ayrıldıktan çok sonra bile derin bir yalnızlık hissediyorsanız, gelin biraz dertleşelim. Çünkü şu an hissettiğiniz o kopukluk bir gecede oluşmadı; üst üste yığılan, önemsiz gibi görünen küçük şeylerin birikimiyle ortaya çıktı.
“Beni Duyuyor musun?”: İlişkiyi Bitiren Küçük Detaylar
İlişkiler, büyük jestlerle ayakta kalmaz; günlük hayatın içindeki mikro anlarla beslenir. Kopuş süreci; tekrarlanan dinlememe, dikkat etmeme veya fiziksel olarak orada olsanız bile zihnen ve ruhen ortada olmama durumlarıyla başlar.
Örneğin, günün nasıl geçtiğini heyecanla anlatırken partnerinizin gözünü telefondan ayırmaması, uzun süredir göz göze sohbet etmemiş olmanız, bir derdinizi paylaştığınızda “Abartıyorsun” şeklinde alınan o geçiştirici yanıtlar… Bunların her biri tek başına küçük birer pürüz gibi görünebilir. Ancak zamanla bu pürüzler birikir ve kişi ilişkisinde sürekli olarak görünmez, duyulmaz ve yanlış anlaşılmış hissetmeye başlar. Bir süre sonra zihin şu yıkıcı karara varır: “Ne yaparsam yapayım değişmiyor, o halde çabalamayı bırakmalıyım.” İşte bu nokta, ilişkiye yatırım yapmayı bıraktığımız, onu yürütmek için motivasyonumuzu tamamen kaybettiğimiz o tehlikeli virajdır.
Duygusal Erişilebilirlik ve Mahşerin Atlıları
Dünyaca ünlü ilişki araştırmacısı John Gottman’ın laboratuvar çalışmalarında ortaya koyduğu gibi, ilişkilerin bitmesindeki en büyük etkenlerden biri “duygusal erişilemezlik” ve partnerin yönelimlerine (bids for connection) sessiz kalmaktır. Gottman, partnerlerin birbirlerine attığı küçük sohbet veya ilgi paslarının karşılıksız kalmasını, ilişkinin geleceğini tehdit eden en büyük tehlikelerden biri olarak görür.
Aynı zamanda nesne ilişkileri ve bağlanma teorileri de gösteriyor ki, insanoğlu için “görülmemek” ve “duygusal olarak yalıtılmak”, reddedilmekten çok daha derin bir yara açar. Sürekli bir kopukluk hissiyatı, bireyde kronik bir stres yaratır ve bağ kurma motivasyonunu tamamen eritir. İlişki dağıldığında, aslında o motivasyon çoktan aylar öncesinde yitirilmiştir.
İlişkiden Sonra Kendini Yaşamak veya İlişkini Yeniden İnşa Etmek Mümkün mü?
Eğer bu yazıda kendinizden, evliliğinizden ya da ilişkinizden izler bulduysanız; içinizdeki o yalnızlık hissi, yaşadığınız bu yıpranma süreci, ayrılık ve boşanma psikolojisi son derece insani ve pek çok bireyin, çiftin geçtiği bir yoldur. Ancak bu sessiz kopuş, yolun sonu olmak zorunda değil.
Kendinizdeki veya ilişkinizdeki o üst üste yığılmış küçük kırgınlıkları ayıklamak, kendinizi veya birbirinizi yeniden “görünür” kılmak ve kopan bağları profesyonel bir zeminde tamir etmek mümkündür. İlişki sorunlarıyla ilgili, ilişkilerin birey üzerindeki etkilerinin çalışıldığı bir bireysel psikolojik danışma ve aile danışmanlığı, çift danışmanlığı tam da bu görünmezlik hissinin ardındaki ihtiyaçları güvenli bir odada konuşabilmenizi sağlar. Kendinizi ve partnerinizi daha fazla yalnızlığa mahkum etmek istemiyorsanız, kendinize veya ilişkinize bir şans vermek ve yeniden bağ kurmanın yollarını keşfetmek için destek alabilirsiniz. Unutmayın, fark etmek değişimin ilk adımıdır.
Yazar: Uzm. Psik. Dan. Tilbe Tayhan





